Recep Tayyip Erdoğan Sözleri


Biz dini yaşarız, tüccarlığını siz yaparsınız.(Muhalefet sıralarından din tüccarlığı şeklinde laf atılmasına karşılık)

Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik.

Bir şehidin kanını 550 milletvekiline değişmeyiz.

Her şey Türkiye için... (2001)

Kriz teğet geçti.

Mayo reklamı şehvet sömürüsüdür. (06.03.1996 - Hürriyet)

"CHP ile AK Parti birlikte bunu sağlar. Bu konuda bir endişe taşımıyoruz. Türkiye ne çektiyse bu hortumlama ve rüşvetten çekti." 25.10.2002'de Uğur Dündar'ın dokonulmazlık ile ilgili sorusuna cevabı. (Kaynak: 26.10.2002 Hürriyet) [1]

Türkiye, kendisine din olarak Kemalizmi almış, başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir. Oysa en üst belirleyici İslam'ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir."[2]

Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye. Yahu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek.[3]

Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olunca ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisi bir arada olamaz.[3]

Türkiye’nin yapılacak çok işi var beyler, boşa kürek çekmek sevdasından kurtulamayanlar bunun bedelini ödeyeceklerdir. Buyursunlar boşa kürek çekmeye devam etsinler. (11.02.2004 - TBMM'de yaptığı Grup Konuşması)
"Biz mafyanın, çetenin veya çetelerin avukatı değiliz." (Baykal'ın Ergenekon'un avukatıyım sözüne cevaben)

"Türkiye'nin mutlu ve müreffeh yarınlara emin adımlarla ilerlemesi için, İtalya'da 'Temiz Eller' operasyonu yapıldığı zaman 'Bizde bu ne zaman yapılacak?' diye hayran hayran bakanlar, ülkemizde bu adımlar atıldığı zaman niçin rahatsız oluyorlar? Soğuk savaş yıllarından kalma yanlış alışkanlıklardan, gayri meşru arayışlardan, hukuk dışı yapılanmalardan Türkiye er ya da geç kurtulmak durumundadır." (Ergenekon operasyonu hakkında)

Siz ancak tanka selam durursunuz. (Darbe olursa tankın önüne ilk ben çıkarım diyen Kılıçdaroğlu'na)

Sizin işiniz, bürokratları takip etmek, onları değiştirmek değil. İşinize bakın[4]
Kralların değil kuralların hukukunu inşaa edeceğiz.(12 Eylül Referandum sonuç konuşması)

Şimdi diğer parti liderleri beni Yüce Divan ile tehdit ediyor ama bilmiyorlar ki ben bu yola çıkarken kefenimi yanıma aldım. (Referamdum mitinglerinde Mersin'de diğer parti liderlerinin söyledikleri üzerine.)

Bunlar, bu medya CHP yanlısı olduğu için bu tür şeyleri yazıyor. Bu köşe yazarları da CHP yanlısı. Tayyip Erdoğan rakam yuvarlamayı sevmez. Fakat böyle yalan yanlışla uğraşanları yuvarlamayı sever.[5]

İki fakülte mezunu bir hoca öldürülüyor, ailesine en ufak bir başsağlığı yok. Bunlar hassas konular. Temennimiz odur ki, bunlar objektif şekilde değerlendirilsin. (Eylül 2006 - Fatih'deki öldürülen İsmail Ağa Camii imamı Bayram Ali Öztürk'den bahsederken)

Biz kaybedeceğiz onlar kazanacak, yok öyle şey. Onlar kaybedecek biz kazanacağız, o da adalet anlayışımıza ters. (16.06.2006 - STV Haber 19:00)

Hayırsever bir işadamıdır, kendisine kefilim. (Yasin El Kadı hakkında konuşurken)

Berhudar ol. (Ekim 2006 - Zırhlı aracın camının balyozla kırılmasından sonra)

Başbakanlık koltuğuna oturmadan ölürsem gözüm arkada kalır. Allah nasip ederse bir nihai hedefim Çankaya Köşkü'ne çıkmaktır. (1999 - Pınarhisar Cezaevi)

Çankaya'ya mı soracaktık? (Aralık 2006 - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir liman ve bir havaalanının Rumlara kullanımının Cumhurbaşkanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nden gizli olarak teklif edilmesi üzerine)

Bu nedir bu, hayatında iki koyun gütmemiş olanlar, artık diyorlar ki; erken seçim. Arkadaş, demokraside, bu iktidarın vereceği bir karardır. İktidarın böyle bir derdi yokken, size ne yahu!(Aralık 2006 - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve tüm muhalefet partilerinin erken seçim talebi üzerine)

'Cumhuriyeti biz kurduk!" Sevsinler seni, nasıl da kuruyorsun! (Ocak 2007 - Seçim hazırlığına giren AK Parti)

CHP çok partili dönemde asla tek başına iktidar olmamıştır, asıl CHP iktidar olduğu zaman kadrolaşmasının en büyüğünü, en kaşarlısını yapmıştır!!! (Ocak 2007 - Seçim hazırlığına giren AK Parti)

Türkiye bir göçebe kabilesi değildir. (27.02.2007 - TBMM Grup Toplantısı)

Kişiler laik olmaz devlet laik olur, laikliği savunma anlamında ben de laikim ancak İslam'ın karşısına karşısına koyarsanız değilim.(16.05.2007 - IPI Dünya Kongresi)

minareler süngü / kubbeler miğfer / camiler kışlamız / mü'minler asker (12 Aralık 1997'de Siirt'teki bir mitingde Ziya Gökalp'ten uyarladığı şiir.)

Sen önce PKK'yı terör örgütü ilan et sonra konuşalım. Canilere "şehidimiz" diyeceksin sonra bu ülkenin Başbakanından randevu bekleyeceksin. Yok böyle şey.05.04.2006 - Türkiye Gazetesi

Kürt sorunu hepimizin sorunudur.12 Ağustos 2005 - Diyarbakır konuşması [6]

Kürt meselesi değil terör meselesi var.5 Ocak 2007 - Lübnan ziyareti sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken[7]


Oku, düşün, uygula, neticelendir. [8]

Mahalle baskısı, mahalle baskısı deniyor ya, asıl mahalle baskısı bu ülkede 'ben içmiyorum kardeşim, sen buyur iç' diyenlere. Bunlara yapılıyor mahalle baskısı.[9]

Ben çevrecinin daniskasıyım. Asıl çevreci benim.[10]

Sen Ruanda mı olmak istiyorsun, buyur ol. (TBMM'de kadın kotası isteyen Ka-Der Başkanı Hülya Gülbahar'a bu yanıtı verdi. Milletvekili adayı olan kadınlara kota ayıran Ruanda dünyada kadınların en yüksek oranda temsil edildikleri ülkeydi.) [11]

Rahmetli babası bugün hayatta olsa Ergenekon terör örgütüne avukatlık yapan oğluna ne derdi? O muhterem babası, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na ‘kalpazan’ diyecek kadar edebi çiğneyen oğluna, ‘eline diline beline sahip ol’ demez miydi? Yoksa bay Kemal’in merhum babası, ‘Evladım, CHP’ye genel başkan olmuşsun amma... (K. Kılıçdaroğlu'na)

Ben memur işçi Bağ-Kur’lu bütün bunlarla gurur duyan bir insanım. Sen artık emeklisin. Ama hâlâ kendini memur koltuğunda zannediyorsun. Şimdi milletin hizmetkârı olacağına, CHP’nin statükocu zihniyetinin memurusun. O anlamda sana memur diyorum. Hatta parti içinde birilerinin memurusun. Yes/No hikâyesini biliyorsunuz. Onların memurusun. (K. Kılıçdaroğlu'na)

‘Ben aday değilim’ dedi; eski genel başkanı evinde ziyaret etti. Kaset olayından sonra, çıktı açıklama yaptı; ‘Adayım’ dedi. Niye? Emir büyük yerden geldi. Memur ya, CHP zihniyetinin memuru. Bu nasıl dürüstlük. Demek ki o kaseti, o CD oyununu hazırlayanlar da ortaya çıktı. Benim milletim bu ahlak yoksunu olan türleri barındırmayacaktır. Hele hele hanım kardeşlerim, derslerini sandıkta vereceklerdir. (K. Kılıçdaroğlu'na)

Benim partim ikinci olursa ben genel başkanlığından çekilirim. Ana muhalefet-yavru muhalefet siz çekilebilir misiniz? O koltuklara yapışanlar ölene kadar orada kalmamaları gerektiğini öğrenecekler. Dışişleri Bakanlığı’ndaki arkadaşımızı Cumhurbaşkanlığı’na taşımayı bir fazilet olarak gördüysek, aynı şeyi burada da yaparız. (K. Kılıçdaroğlu'na)

Bizi yargıyı siyasallaştırmakla itham edenler, şu anda kendi oturdukları makamları bir siyasi partinin il başkanları gibi kullanabilme cüretini gösteriyorlar. Bunlar kendilerini Cumhuriyetin tek ve yegane sahibi sanıyorlar.(Yargıtay Başsavcısına)

Memur ne demek? Emir alan demek. Siz hangi memurun emir aldığını gördünüz. Hangi memura bakarsanız bakın değerli kardeşlerim emir almaz, emreder. Ve vatandaşına kılı kıpırdamaz. Nereye giderseniz gidin bunu görürsünüz. Ve bunlar, ben bazen Bakan arkadaşlarıma söylüyorum, ’Aman ha, şu altınızdakilere dikkat edin. Ve bunlara çok ciddi takip koyun. Ve bunlar farkında olmadan kilimi ayağınızın altından alırlar. [12]

Bugün evet diyenler de kazanmıştır, hayır diyenler de kazanmıştır. Her bir vatan evladı bu akşam büyük bir kazanç içindedir. İsteseler de istemeseler de her vesayetçi anlayış kaybetmiştir. Bugün bu akşam kaybeden darbeci anlayış olmuştur. - (2010 Referandumu Sonrasında) [14][15]

Bitaraf olan bertaraf olur. (2010 referandum oylaması nedeniyle TÜSİAD'ı kastederek.)[16]

Biz bu milletin sofrasına bereket katmak için, aşına aş katmak için geldik.
Siz milletsiniz, siz cumhursunuz. İrade sizin, karar sizin. Sizin dilediğiniz olacak. 22 Temmuz'da sizin sesiniz duyulacak.

Aramıza ayrımcılık tohumu atanlara, nifak tohumu ekmek isteyenlere, bu ülkeyi bölmek isteyenlere ben 'yazıklar olsun' diyorum.

Benim çiftçim, köylüm, Hatçem, Fatmam, demokrasinin önüne takoz koyanları, 'Milli egemenlik hakkı halkın olamaz' diyenleri 22 Temmuzda evvelallah tasfiye edecek.
Durmak yok. Bu yol devletin yolu. Milletin doldurduğu meydanları, Ak Partili olsun, olmasın bütün insanları siyasetin merkezine insanı yerleştiren bir felsefeyle yolumuza devam ediyoruz.

Dünyada makamlar, mevkiler bâki değildir.

Birçok şeyler silinebilir ama vicdanlar o kayıtları öyle kolay kolay silmiyor. (Danıştay saldırısının kamera kayıtlarının OYAK tarafından silindiğinin anlaşılması üzerine)

Onuncu Yıl Marşı okumakla Türkiye raylarla donanmıyor. Bu işler lafla olmuyor. Marşı oku, demir ağlarla ör. Neyi ördün yahu, neyi?
Yurdu demir ağlarla ördük dediler. Ne ördünüz laftan başka? Ama bak, biz örüyoruz. Öreceğiz inşallah. Daha da devam edeceğiz.]

AB üyesi ülkeler içerisinde 50 yıl kapıda bekletilen bir ikinci ülke yok. Şu anda AB üyesi 27 ülkenin içinde Avrupa Birliği müktesebatı noktasında değerlendirme yaptığımız zaman birçoğu demokrasi, özgürlükler noktasında, ekonomik alanda aslında bizim çok gerimizde. Buna rağmen siyasi kararlarla maalesef AB üyesi yapılmış ülkeler var.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 'hodri meydan halk' diyoruz, 'millet' diyoruz. Buyursunlar gelsinler ama gelemiyorlar, gelemeyecekler. Öyleyse sandık, sandık, sandık.

Sermaye ırkçılığı yapıyorlar.

Siyasetin tek limanı ahlaktır.

Saygı duruşu sap gibi durmaktır. Saygı duruşu yerine dua edilmeli. Sap gibi durmanın manasını anlayamıyorum. (Saygı duruşunda ayağa kalkmadığı için eleştirilmesi üzerine)

Artistlik yapma! İyi bir sanatçısın. İyi bir sanatçısın terbiyesizlik yapma!
Geçen akşam yine sordular bana siz işte yargı kararlarına saygı duyar mısınız diye bir soru geldi bana. Ben yargı kararlarına saygı duyulması gerekirse duyarım. Ama duyulmaması gerekirse duymam uyarım sadece. Çünkü yargı kararlarına saygı duymak diye benim bir görevim yok. Yargı kararlarına uymak diye bir görevim var. Uymak mecburiyetimdeyim, uyarım. Nitekim şu an bir başbakan olarak bile biz kabullenemediğimiz bir çok karara uymak zorunda kalıyoruz.

27 Mayıs'tan sonra CHP 'nöbetçi hükümet' değil miydi? Kimin için yapılmış? Peki 12 Mart Muhtırasının ardından Başbakan olan Nihat Erim CHP Milletvekili değil miydi? '27 Nisan bildirisinin her satırının altına imzamı atarım' diyen CHP değil miydi, CHP'liler değil miydi? Sen değil miydin? Çetelere sahip çıkan bunlar değil mi? Silivri'deki süreci adım adım takip edenler CHP'nin milletvekilleri değil mi? Egenekon'un avukatlığını yapan bunlar değil mi?'

Yapılabilecek tüm jestleri yaptık. Kopenhag kriterlerini yerine getirdik. Artık Avrupa'dan delikanlılık bekliyoruz.

Bu ülkede zaman zaman bir takım karanlık güçler, kirli senaryolarla kirli oyunlarla bir takım provokasyonlarla siyasete rota çizmenin gayreti içinde oldular. Bunu 28 Şubat'ta yaşadık. Bu iktidarımız döneminde çeşitli şekillerde yaşadık. Bir takım sahte hocaları kullandılar. Çetelerle bir takım oyunlar sahnelendi. Danıştay saldırısı gibi suikast girişimleri gibi terör saldırıları, Dörtyol, İnegöl provokasyonları gibi tahriklerle millet korkutulmaya sindirilmeye çalışıldı.
"Din" teröre sıfat olamaz.

Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere yer yoktur. Kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir.

Demokrasi bir tramvaydır, gideceğiniz yere kadar gider orada inersiniz.

Gençler, bakınız, her üniversite mezunu iş bulacak diye birşey yok.

Biz, Ankara'da aşılmaz duvarlar ardına gizlenen hükümetlerden değiliz.

Orada biraz Kasımpaşalılık yaptım!

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 'hodri meydan halk' diyoruz, 'millet' diyoruz. Buyursunlar gelsinler ama gelemiyorlar, gelemeyecekler. Öyleyse sandık, sandık, sandık.

Dersim bombalanırken bu ülkenin başında kim vardı?

Bu devlet, bu ay yıldızlı bayrak, bu Cumhuriyet bizim hepimizin.

Zannediyorum, arkadaşımız Fransız mı? Ama Türkiye'ye de Fransız... Biz de böyle güzel bir söz var: Türkiye'ye çok Fransızsınız"[20]

İstatistik

Lifestyle Blogs